Oopsie Ekmeği

20160511_070743

Merhabalar, geçenlerde instagram sayfamda oopsie ekmeğinden tot yaptığımı söylemiştim. Yoğunluğumdan dolayı tarifi ancak bugün siteye ekleyebiliyorum fakat öncesinde ufak bir açıklama yapmak istiyorum. Bu ekmek dukan diyetinde bulunan bir tariftir. Ancak tabiki dukan diyeti, Atkins diyeti vs bir diyet yöntemini vurgulayıp yapmanızı önermeyeceğim.

Amacımız ortak sağlıklı beslenmek. Proteine çok yüklenilmesini doğru bulmuyorum ama yapılan pek çok çalışma artık karbonhidratı fazla tüketmemek yönünde hem fikir. Özllikle sağlıklı yağları daha fazla tüketmek proteini sınırlı mktarda almak ve karbonhidratı da sadece sağlıklı kaynaklardan almak fakat çok yüksek miktarlarda almamak gerekiyor. Eğer isterseniz bununla ilgili daha detaylı bir yazı ekleyebilirm, bunun için aşağıya yorum bırakmanız yeterli.

Oopsie ekmeği yapımı çok basit olup düşük karbonhidratlı bir ekmek fakat proteini biraz daha yüksek o nedenle porsiyona veya kullanırken denge sağlamaya dikkat etmelisiniz.

20160510_185210

Gelelim malzemelere:

  • 3 adet yumurta
  • 1 tutam tuz
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 100 gr krem peynir veya ev yapımı lor peynir

 

 

Yapılışı:

  • Yumurtaların sarısını beyazını ayırın ve beyazları tuz ekleyip kar gibi oluncaya ( kabı ters çevirdiğinizde dökülmeyecek kıvama gelene kadar) çırpın.
  • Başka bir kapta yumurtaların sarısını, kabartma tozunu ve krem peyniri karıştırın.
  • Hazırladığınız karışımı yumurtaların beyazını söndürmeden yavaşca yumurta beyazına ekleyin ve dikkatlice karıştırın.
  • Fırın tepsisine 6 veya 8 parça olacak şekilde yerleştirin.
  • 150 derece de 25-30 dk pişirin.

20160511_072406

 

Not: sizde benim gibi kahvaltıda ince bir dilim kaşar veya peynir kullanarak tost veya sandviç yapabilirsiniz 🙂

                                                                                                                                                                             Afiyet Olsun…

 

 

Minik Enerji Bombaları

Genellikle bu tip isimlendirmelerde “Minik enerji topları” olarak adlandırılır. Ancak bunlar bildiğiniz BOMBA 🙂

20160506_203321
Genellikle bu tip isimlendirmeler “Minik enerji topları” olarak adlandırılır. Ancak bunlar bildiğiniz BOMBA 🙂

Akşam çayın yanında yiyebileceğiniz, tatlı krizine girip diyet bozmayı düşündüğünüz anlarda, yoğun günleriniz de ara öğünlerde kullanabileceğiniz ya da spor öncesi enerji sağlamak adına hoop mideye indirebileceğiniz bu bombalar oldukça tatlı ve oldukça enerjik üstelik yapmı çok basit ve maximum 10 dakikanızı alıyor …

Gelelim tarife;

  • Yaklaşık yarım su bardağı çiğ, tuzsuz bademi blenderden yine bızzzttt geçiriyoruz.
  • Üzerine isteğinize bağlı tarçın ve hindistan cevizini ekliyoruz ve yine bir bızzttt
  • Kuru kayısı, hurma, kuru yaban mersini, kuru üzüm vs evde kuru meyve olarak ne varsa (bence kuru incir eklemeyin) hepsinden biraz biraz ekliyoruz. Aman dikkat birer avuç eklemeyin hepsinden ben 2 kuru kayısı 2 küçük hurma 1 yemek kaşığı kadar yaban mersini kullandım. Sadece hurma ve kuru kayısı ile de gayet güzel bir sonuç alabilirsiniz.
  • Tekrar bir bızzttt yaptıktan sonra 1 tane limonun kabuklarını bu karışıma rendeliyorsunuz öyle harika bir aroma veriyor ki anlatamam…
  • Son olarak hepsini biraz daha koyu bir kıvam alana kadar iyice blenderdan geçiriyorsunuz duruma göre kuru meyvelerde ekleme yapabilirsiniz yoğunluk sağlamak için. Eğer biraz daha farklılık katmak isterseniz 2 adet cevizi çok hafif blenderdan geçirip veya elinizde iyice ufalayıp top haline getirirken ki karışıma ekleyebilirsiniz.
  • Hazırladığınız karışımı direkt olarak servis tabağına yuvarlak toplar halinde dizip üzerine de biraz hindistan cevizi gezdiriyorsunuz işte oldu bitti 🙂

Not: Deneyip yorumları paylaşırsanız çok sevinirim 🙂 İnstagramdan bu tarifi yapıp beni etiketleyebilirsiniz .

                                                                                                                                                     Afiyet Olsun..

Elmalı/Muzlu Yulaf Ezmeli Şekersiz Pancake

20160505_212826

Dün spordan çıktım kardiyo değil ağırlık yaptım eve doğru yürüyüp bi yandan ne yesem diye düşünürken malum sporcuların sevdiği besin muz geldi. Postayumumu sinir sistemine, kas yapısına ve yorgunluğa karşı birebir. Bunuda spor sonrası en güzel (bence) muzdan alabiliyoruz. Neyse sonuç olarak muz yemek aklımda vardı e tabi olmazsa olmaz yumurta da menümde zaten olacaktı. Geçenlerde elmalı pancake paylaşmıştım instagram hesabımda e dedim bunu yaparım o zaman tatlı tatlı spor sonrası yerim 🙂

Eve geldim hemen attım kendimi mutfağa. 4 yemek kaşığı yulaf ezmesini koydum blender a. önce onu bi bıııızzzzttt yaptım. Sonra tarçını hindistan cevizini ve biraz da kabartma tozu ekledim. Hepsi birbirine iyi karışsın diye tekrar bi bııızztt yaptıktan sonra işin sözde unlu kısmı hazırdı.

2 tane yumurta kırdım onları da bir güzel çırptım miksere gerek yok elinizde çatalla köpürene kadar çırpın. Sonra tam muzları ezip hepsini karıştırıcaktım kiii evde muz kalmamış. 1 gün önceki muz tamamen bitmiş 🙂

Not: evdeki muz canavarı tabiki ben değilim.

Neyse ekmek yoksa pasta yiyin misali can dostum güzel meyve elma yardımıma koştu. Elmaları blenderdan geçirmedim. Bıcakla iyice ufak parçalar olana kadar böldüm, siz isterseniz geçireblilirsiniz blenderdan ama bu sefer de sulu olmasından da çekindim. Hemde yerken daha güzel bir tat geleceğini düşündüm.

Elmayı ve yulaflı karışımı yumurtaya ekledim bir güzel karıştırdıktan sonra az yağlı tavaya 1 kepçe koydum. önlü arkalı pişirdim. Eğer güzel bir pazar kahvaltısı yapıcaksanız siz içerisine ceviz ekleyebilirsiniz, bal veya pekmez ekleyebilrsiniz veya üzerine reçel dökebilirsiniz, farklı meyvelerle servis yapabilirsiniz  ama ben spordan çıktığım için içim el vermedi.Zaten yulaftan ve meyveden karbonhidrat ihtiyacımı karşıladım zaten yaptığım antrenmanın kardiyo olmaması sebebiyle bu kadarına bile ihtiyacım yoktu ondan ziyade protein almam lazımdı. Belki vanilya aroması da katılabilir içine. Sizin hayal gücünüze ve damak tadınıza bağlı herşey ama ana formül budur 🙂

Aşşağıda fotoğraflı anlatım mevcuttur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

 

Keten Tohumlu Ekmek

Bu ekmek tarifi low-carb bir tarif yani karbonhidrat oranı oldukça az, sağlıklı yağlar ve protein içeriyor. Ekmek kullanmak yerine yaklasık 1 avuç içiniz kadar bunu öğünlerinizde veya ara öğününüzde kullanabilirsiniz.

IMG_20160503_214024Öncelikle şunu belirtmek isterim. Bu tarifi uzun zamandır görüp denemek istiyordum fakat malzemeleri neredeyse hep göz kararı ayarlamak zorunda kaldım. O nedenle size ana tarifi verececeğim fakat kendi zevkinize göre çeşitlendirebileceğinizi de öğrenmiş olucaksınız.

Bu ekmek tarifi low-carb bir tarif yani karbonhidrat oranı oldukça az, sağlıklı yağlar ve protein içeriyor. Ekmek kullanmak yerine yaklasık 1 avuç içiniz kadar bunu öğünlerinizde veya ara öğününüzde kullanabilirsiniz. Gelelim tarife;

  • 110 gr öğütülmüş keten tohumu (ben öğütülmemiş kullanmak zorunda kaldım) üzerine;
  • kabartma tozu,
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 1 çay kaşığı kaya tuzu eklenir. (Bunları daha iyi karıştırmak ve olabildiğince ufalanmış hale getirmek için bir kere blenderden geçirebilirsiniz.)
  • Ayrı bir kapta 2 adet yumurtayı bir güzel çırpıyoruz köpük köpük olana kadar. Üzerine 1 diş sarımsağı ezip veya küçük küçük doğrayıp ekliyoruz.
  • 1 yemek kaşığı zeytin yağı ve 2-3 yemek kaşığı kadar suyu ekleyip bir güzel mikserde karıştırıyoruz.
  • Daha sonra keten tohumlu karışımıda buna ekleyip spatula yardımı ile hepsini bir tekrar karıştırıyoruz.
  • bu karışımı fırın tepsisine yağlı kağıt üzerine incecik serip yayıyoruz. Hafif sulu bir kıvamı olması lazım hemen hemen kek hamuru gibi.
  • Önceden ısıtılmış fırında 170 derece de KEK KIVAMINDAN BİRAZ DAHA SERT bir kıvam alıncaya kadar pişiriyoruz.

 

Not: Ben keten tohumunu öğütülmemiş kullandığım için içerisine 1-2 silme yemek kaşığı kadar yulaf ezmesi ve ceviz ekledim bunları blenderdan iyice geçirdim un kıvamına gelen kadar. Eğer yulaf ezmesi eklerseniz doğal olarak low-carb etkiis olmayacak o nedenle siz yulaf ezmesi eklemyin zaten kıvamını tutuyor. Eğer isterseniz ceviz, badem dereotu, maydonoz tarzı eklemeler yapabilirsiniz. Ana tarif budur siz kendi zevkinize göre ekleme-çıkarma yapabilirsiniz.

 

MİDEDE DOLUM-VÜCUTTA DOYUM

Siz midenizi mi dolduruyorsunuz yoksa vücudunuzu mu doyuruyorsunuz?

                      Siz vücudunuzu mu doyuruyorsunuz yoksa midenizi mi dolduruyorsunuz?

doyum

Gün içerisinde aç kalmamak, enerjimizi düşürmemek, yaşamsal faaliyetlerimizi sürdürebilmek, “hayattan zevk alabilmek”, hastalıktan kurtulmak adına pek çok besin tüketiyoruz. Fakat bunları çoğu zaman sadece midemizi doldurmak adına yapıyoruz. Oysaki vücudun yaşamsal faaliyetlerini rahatlıkla sürdürebilmesi adına makro besinler kadar mikro besinlere yani vitamin ve minerallere de ihtiyacı var.

Makro besinler bizim günlük enerjimizi sağladığımız besin grubudur. Mikro besinler ise yaşamsal faaliyetlerimizi sürdürebilmek adına besinler yoluyla dışarıdan almamız gereken besinlerdir. Makro besinlere göre mikro besinleri günlük dozlarda daha az alırız fakat pek çok rahatsızlığın/eksikliğin görülmesinin sebebi mikro besinlerin eksikliğinde olur.

Makro besinler karbonhidrat, yağ ve proteindir. Günlük aldığımız kaloriyi bu besin grupları belirler.1 gram karbonhidrat ve protein 4 kalori 1 gram yağ ise 9 kaloridir.

Şimdi makro besinlerin nasıl kullanıldığına, vücutta ne gibi görevleri olduğuna ve günlük tüketimlerinin ne kadar olması gerektiğine bir göz atalım.

PROTEİNLER: Bitkisel, hayvansal bütün canlı hücrelerin yapısını ve dokuların esas maddesini meydana getiren karbon, hidrojen, oksijen ve özellikle azot içeren organik moleküllerdir. Yapıtaşları amino asitlerdir. Yalnızca bilenen 20 çeşit amino asit vardır.Bunların bir kısmını vücut sentezleyebilir bir kısmını dışarıdan almak gerekir, vücutta sentezlenemeyenlere ise elzem amino asitler denir. Proteinler vücudun düzenleyicisi olarak görev alan enzimlerin ve hormonların yapısında bulunmaktadır. Hatta vücudun mikroplara karşı savunmasında görev alan antikorların ve bazı vitaminlerin yapımında da proteinler yer almaktadır.

Günlük protein ihtiyacı kişinin fiziksel aktivitesine bağlı olarak değişmekte olup, normal bireyler için ortalama olarak kilosunun0.8 veya 0.9 katı kadar protein alımı yeterli olmaktadır. Ancak burada proteinin çeşidi önemlidir. Bildiğiniz gibi proteinler hayvansal ve bitkisel kaynaklı olarak iki gruba ayrılırlar. Bunun yanı sıra besinlerden alınan her protein sindirilebilirliği farklı oranlardadır. Özellikle hayvansal kaynaklı et, yumurta, süt ve benzeri gıdalardan alınan proteinin sindirimi daha fazla olmaktadır. Bu besinlerdeki proteinin %91-100 arası sindirilebilirliği varken tahıllarda bu oran %79-90, kurubaklagillerde ise %69-90 olmaktadır. Yumurta içerdiği yüksek kaliteli proteinler ve bunların neredeyse %100 e yakın bir kısmı sindirebilir olduğundan örnek protein olarak adlandırılmaktadır.

ProteinsYAĞLAR: Bir gliserol molekülü ile yağ asitlerinin yapmış oldu esterlerdir. Önemli besin maddeleridir, suda çözünmezler; yağda çözünen vitaminler için gerekli olup  (A, D, E, K) vücutta birçok yaşamsal olayda rolleri bulunmaktadır.  Yağların incelenmesi sonucu pek çok hayatsal olaylarda aktivitesi olan omega-3,6 ve 9 yağ asitleri bulunmuştur. Kalp-damar hastalıklarının önlenmesi, beyin ve sinir dokularının gelişimi, insülin işlevinin iyileştirilmesi, üreme, deri dokusunun sağlığı, serbest radikallerle savaşma, bağışıklığı güçlendirme ve organlarda taş oluşumunu önlemeye kadar pek çok rahatsızlığın önlenmesinde ve tedavisinde bu yağ asitleri hayat kurtarıcıdır. Omega-3 tüketiminin Omega 6 tüketimine oranı 2/1 şeklinde olmalıdır. Günlük olarak enerji ihtiyacının en az  %30 unun yağlardan sağlanması gerekmektedir. Ortalama kişi başına düşen yağ ihtiyacı 50-60 gr.dır. (tabi bu boya,yaşa ve kiloya göre değişmekte) Ancak burada önemli olan yağın cinsidir. Yağların fonksiyonları da farklı olacağından 1 kısım katı yağa karşılı 2 kısım sıvı yağ tercih edilmeli ve bunların mutlaka sağlıklı yağ olması gerekmektedir.

KARBONHİDRATLAR: İnsan ve hayvanların birinci derecede kalori ihtiyacını karşılarlar. Laktoz ve glikojen gibi bazı istisnalar dışında tamamı bitkisel kaynaklıdır. Birçok karbonhidratın yapı taşı glikozdur. Karbonhidratlar kolay sindirilen besinler olup yakılamadığı durumlarda vücutta yağ olarak depolanmaktadır. Karbonhidratların çok fazla tüketilmesi özelliklede saf şekerlerin tüketilmesi insülini arttırır. Kan şekerinde ani yükselmeler görülür. Beyin fonksiyonlarının yerine getirilebilmesi için en az 30 gr karbonhidrat alınmalıdır. Bunun haricinde kişilerin en az 35 gr bitkisel lif içeren gıdaları tüketmesi gerekmektedir. Bağırsak problemlerini, halsizliği ve pek çok hastalığı önlemek adına lifli beslenmek çok önemlidir. Eğer spor yapıyorsanız tabiki karbonhidrat alımını biraz daha arttırmanız gerekmektedir.

Şimdi karbonhidrat ile ilgili çok kafa karıştıran bir konu hakkında açıklık getirmek istiyorum. Normalde günlük alınan enerjinin %55-60 ının karbonhidrattan gelmesi gerekiyor diyoruz fakat bu kadar tüketmeseniz bile 50 gr karbonhidratla bile vücudun gereken ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Günlük diyette durumunuza göre 80- 100 gr karbonhidrat alımı yeterlidir.

 

Görüldüğü gibi makro besinler insan vücudu için çeşitli alanlarda kullanılıyor fakat fazla tüketimi de depo edilebiliyor. Vücutta yağlanmaya sebep olanda günlük kalori alımınızın ihtiyacınızdan fazla olması ile oluyor yani sadece yağ yiyerek yağlanmıyorsunuz.

Şimdide mikro besinlerden bahsedelim biraz. Bildiğiniz gibi vücudun büyümesi gelişmesi, yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmesi için vitamin ve minerallere ihtiyacımız var. Sağlığımız için önemli olan vitamin ve mineral ihtiyaçları yaşa, cinsiyete ve vücut yapısına göre değişiklik göstermektedir.

mineraller

Yaşamımızı sağlıklı sürdürebilmemiz ve yaşamsal faaliyetlerimizin daha kolay gerçekleşebilmesi için günlük ihtiyaç miktarı 250 mg.’ın üzerindeki mineraller makro mineraller olup; sodyum, potasyum, klor, kalsiyum, magnezyum ve fosforu kapsamaktadır. Günlük 20 mg.’ın altında ihtiyacımız olan mineraller ise krom, bakır, flor, iyot, demir, manganez, molibden, selenyum çinko olup bunlara eser elementler denilmektedir.

 

vitaminlerKendileri yakılıp enerji veremeyen, vücut için yapıtaşı da olmayan, ancak metabolizma ve diğer yaşamsal olaylarda etkili bir katalizör rolü oynayan belirli organik yapıya sahip maddeler vitaminlerdir.  Vücudun yaşamsal olayların yerine getirilebilmesi, bağışıklığının güçlenmesi için mineraller ile birlikte bir miktar alınmaları gerekmektedir. Vitamin ihtiyacı her besinde olduğu gibi yaşa ve sağlık durumuna göre değişkenlik göstermektedir. Antibiyotik kullanıldığında vücutta vitamin eksikliği oluşmakta bu nedenle bu zamanlarda vitamin ihtiyacı mutlaka giderilmelidir. Suda ve yağda çözünen vitaminler olarak 2 gruba ayrılırlar. Genel olarak vitaminler;

Vitamin A, B kompleks (Vitamin B1, B2, B3, B5, B6, B7, B9, B12), C, D, E, K olarak gruplandırılırlar ve her birinin işlevi ve vücutta kullanımı farklıdır. Yukarıda da bahsettiğim gibi A, D, E, K vitaminleri yağda çözünür, B ve C vitaminleri ise suda çözünmektedir. Suda çözünen vitaminler vücuttan daha kolay atılabilirken yağda çözünen vitaminler vücutta ortalama 24 saat kalmaktadır. Bu nedenle uzun süreli pişirmelerde özellikle C vitamini kaybı çok fazla olmaktadır.

Bütün mineral ve vitaminlerden yeteri kadar alabilmek ve hepsinden faydalanabilmek için gün içerisinde rengarenk beslenmelisiniz. Tek tip beslenen kişilerde vitamin ve mineral eksikliği daha fazla olmaktadır. O nedenle mutlaka gün içerisinde yararlanabildiğiniz kadar farklı besinlerden faydalanmalı en azından o gün çok oynama şansınız olmuyorsa ertesi günlerde mutlaka farklı sebze ve meyvelerden yararlanarak vitamin ve mineral ihtiyacınızı gidermelisiniz.Bunun yanı sıra çeşitli baharatları da sofranızdan eksik etmemelisiniz.

Görüldüğü gibi vücudumuzun hiçbir şekilde kızartmalara, çok yağlı besinlere, paketlenmiş gıdalara, hamur işlerine, fazla karbonhidrata, rafine şekerlere ihtiyacı yok. O nedenle yediklerinizin vücuduna ne kadar yararlı veya ne kadar zararlı olduğunun farkına vararak beslenmeli midenizi doldurmamalı-vücudunuzu doyurmalısınız…

 

NOT ALARAK ZAYIFLAYIN

Kendinize bit beslenme günlüğü tutun. Herşeyi; yediklerinizi, içtiklerinizi, duygu ve düşüncelerinizi, fiziksel aktivitelerinizi not alın. Emin olun çok daha rahat bir şekilde form tutmaya başlayacak ve kendinizi çok daha rahat kontrol edebileceksiniz.

fitnessplani_450Bugün çok duyduğunuz ama uygulamaya başlamadığınız veya uygulamaktan sıkıldığınız bir konu hakkında konuşmak istedim. Gün içerisinde yapacağımız işleri unutmamak için, alışveriş listesi hazırlamak için, kendimiz motive etmek için vs pek çok konuda not alıyoruz. Bu sefer bir farklılık yapıp yediklerinizi not alın. Kendinize bit beslenme günlüğü tutun. Herşeyi; yediklerinizi, içtiklerinizi, duygu ve düşüncelerinizi, fiziksel aktivitelerinizi not alın. Emin olun çok daha rahat bir şekilde form tutmaya başlayacak ve kendinizi çok daha rahat kontrol edebileceksiniz.Peki bunun size faydası ne olacak?

Öncelikle sağlıklı beslenmenin yada zayıflamanın temel kuralı ne yediğinizi bilmektir.Eğer “Yaa ben dün akşam ne yediğimi bile hatırlamıyorum” diyorsanız işte belkide en büyük sorun burada başlıyordur. Pek çok danışanım ikinci haftada şunu söylüyor: “Ben aslında mutfağa girip çıkıp farkında olmadan ne çok şey yiyormuşum…”İlk görüşmeye geldiklerinde aslında çok yemediklerini söyleyen bu danışanlarım sürekli ufak atıştırmalıklar yaparak aslında gün içerisinde farkında olmadan çok şey yiyorlarmış. Peki ya sizde öyleyseniz?

Gün içerisinde arkadaşınızın tabağından, onun kıyısından, bunun ucundan derken belkide farkında olmadan çok fazla şey yiyorsunuzdur. Alın elinize bir kağıt kalem başlayın yazmaya. Ama bunu günün sonuna bırakmayın. Yedikçe bir yerlere not alın. Bu telefonunuzu olabilir mini bir notebook olabilir, okul defterinizin arka sayfaları olabilir ama mutlaka bir yere yediklerinizi not edin.

online-diyet-güvenli-alışveriş-525x350Gün içerisinde düzenli olarak bir defter taşıyamayabilirsiniz ama teknoloji çağında yaşıyoruz akıllı telefonlarınıza o an yediklerini not edip daha sonra bu iş için edindiğiniz bir deftere hepsini düzenli bir şekilde geçirebilirsiniz. İçtiğiniz su miktarından tutun, ufak tefek göze batmayan atıştırmalıklarınıza kadar not edin.

 

Kendi düşüncelerinizide gün sonuna ekleyin. Nasıl hissettiğinizi, o günkü ruh halinizi, eğer yaptıysanız fiziksel aktivitelerinizide gün sonuna ekleyin bir nevi rapor tutuyormuş gibi düşünün.

Peki bu benim ne işime yarayacak? Öncelikle yukarıda da bahsettiğim gibi “farkında olmadan” yemek yiyor olabilirsiniz ve bu yedikleriniz de size kilo aldırıyor olabilir. Çoğu zaman hepimiz acıktığımızı hissettiğimizde mutfağa gidip buzdolabını açıp boş boş bakarız, gözümüze birşey kestirip yeriz veya o an tezgahta duran birkaç badem yada leblebiyi hoop mideye indiririz. İşte bunlar bu şekilde toplanınca gözünüze o an fazla gelmesede gün sonunda ek olarak fazladan kalori alıyor olabilirsiniz.

İkincisi duygusal durumunuza göre besleniyor veya yediklerinize göre duygu değişimi yaşıyor olabilirsiniz. Örneğin çok basit bir davranış biçimi olarak; stresliylen tatlı tüketimine saldırılır, sonrasında pişman olunur bu seferde pişman olunduğu için tekrar kaçamak yapılır. Bu şekilde kısır döngüye girmemek için yediğiniz besinlerden aldığınız mutluluğu veya sonrasında duyduğunuz huzursuzluğu not alın böylece kaçamak yapmadan önce bunu görerek sık sık kaçamak yapmanızı engellemiş olucaksınız.

Üçünsüsü size yarayan besinleri keşfedebilirsiniz. Bildiğiniz gibi bağırsak hareketleri zayıflamanın ve kilo almanın en temel sebeplerinden. Bağırsağımız bizim ikinci beynimiz. O gün tüketmiş olduğunuz besinler sizde kabızlık yapıyor olabilir veya tam tersi sizi daha çok rahatlatıyor olabilir. Not tuttuğunuz zaman size neyin yaradığını daha kolay bulacağınız için bunun üzerinden gidip metabolizmanızı rahatlatabilirsiniz.

1 haftanın sonunda açıp tüketimlerinize baktığınız zaman farkında olmadan yediğiniz pek çok besini görebilirsiniz veya tam tersi not tuttuğunuz için o besinleri tüketmekten kaçınabilirsiniz. Kendi kendinize bu şekilde sürekli yaptığınız kaçamakları engelleyebilirsiniz.Daha çok kilo verdiğiniz haftalara geri dönüp size nasıl bir beslenme tarzının yaradığını bulabilir bunun üzerinden ilerleyebilirsiniz. Her insanın metabolizması farklıdır. Kendi vücudunuzu keşfetmeniz daha sağlıklı bir yaşam sürmenize yardımcı olacaktır.

Günlük su tüketimlerinizi mutlaka günün sonuna ekleyin. Günlük su tüketiminiz yetersiz ise yatmadan önce 1 bardak daha su içmeyi ihmal etmeyin.