8 ADIMDA BAĞIŞIKLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN

Bir anda değişen hava koşullarına karşı bağışıklığınızı güçlendirmek için ipuçları almak ister misiniz?

Sonbaharın gelmesi ile beraber yavaş yavaş hastalıklarda artmaya başladı ne yazık ki. Üstelik havanın bir anda soğuyup bir anda ısınması, sabah güneşliyken akşam yağmur yağması bağışıklık sistemlerimizi de bir hayli etkiledi. İsterseniz bağışıklığımızı nasıl güçlendiririz buna bir göz atalım.

omega3-foods-720x480Yağ Tüketimi

Kapalı, soğuk, kasvetli bir hava bizi daha çok depresyona sürüklüyor yazın olduğu gibi pek çoğumuz güne mutlu mesut başlayamıyoruz. Şimdi size güne mutlu başlayın desem ne kadar yaparsınız bilmiyorum ama sağlıklı yağlarla beslenmeniz; özellikle omega-3 tüketiminizin yeterli olması sizi bu depresyondan kurtaracaktır.

Hangi mevsimde olursak olalım omega-3 kaynağı olan balığı soframızdan eksik etmeyelim. Omega-3 sadece balıkta değil kuruyemişlerde; ceviz, badem, fındık ve bunların yağlarında, bunun yanı sıra bazı sebzelerde; semiz otu, soya filizi, soya fasulyesi, yeşil yapraklı sebzeler bunun haricinde keten tohumunda ve yağında da omega-3 bulunmaktadır. Ancak bunlar nihayetinde yağ olduğu için tüketim sınırlarını bilmeniz gerekiyor. Tüketimlerinizi buna göre ayarlamanız sağlığınız açısından daha iyi olacaktır. Eğer balık tüketmeyi sevmiyor veya fırsat bulamıyorsanız omega-3 ü takviye olarak da alabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken nokta trigliserid formada olması, EPA+DEHA miktarının yüksek olması ve yağlı besinler ile birlikte tüketmenizdir. Mutlaka tok karnına veya yemeklerle beraber tüketin.

 

su-tuketimi-cilt-kirisikliklari-zayiflama-kilo-vermeSu Tüketimi

Yazın su tüketimi çok iyi olsa da havaların soğumaya başlaması ile maalesef birçoğumuz su tüketimini aksatıyor. Su tüketimi terledikçe veya ihtiyaç duyuldukça olmaması gerekiyor. Öğünlerden önce, ara öğün zamanlarında günlük en az 2 litreyi tamamlayacak şekilde su tüketimini yapmanız; bu soğuk havalarda cildinizi kuruluklara, çatlaklara karşı korumanıza, nem dengenizi sağlamanıza yardımcı olacaktır. Aynı zamanda yeteri miktarda su tüketimi hem bağışıklığınızı güçlendirirerek hastalıklara karşı korunmanızda fayda sağlar.

 

306a2f2e295c2a787dad6c0a43f0cb03.pngBitki Çayları

Bitki çayı tüketmek hem bağışıklığınızın güçlenmesine hem de sıvı ihtiyacınızın karşılanmasına yardımcı olacaktır. Bunun yanı sıra metabolizmanızın hızlanmasına da fayda sağlayacağı için kilo yönetiminde de etkili olacaktır.

Özellikle bu havalarda: rooibos, kuşburnu, ıhlamur, ayva, rezene, adaçayı, papatya çayı ve ekinezya çayları tüketimi ile hem bağışıklığınızı güçlendirmiş hem rahatlamış hem de metabolizmanın çalışmasına yardımcı olmuş olursunuz.

 

 

ginger-pepper-lemonBaharat Tüketimi

ZENCEFİL! Soğuk havaların vazgeçilmezi zencefili günlük kullanımınıza muhakkak ekleyin. Neden mi? Çünkü hem bağışıklığınızı kuvvetlendirecek, hastaysanız iyileşmenize yardımcı olacak ve de bu soğuk günlerinde içinizi ısıtacaktır. Özellikle soğuk algınlığına ve boğaz ağrılarına karşı biliyorsunuz ki bal ve zencefil çok iyi bir ikilidir. Acı biber ve karabiber ile içinizi ısıtmaya daha da yardımcı olabilirsiniz. Ancak! Kan sulandırıcı herhangi bir ilaç kullanıyorsanız zencefil tüketimine dikkat etmelisiniz. Zencefil haricinde tavsiye edebileceğim en etkili baharat ise ZERDEÇAL. Eski zamanlarda tıbbi ilaç olarak kullanılan zerdeçal curcumin içeriği ile kansere karşıda koruyucudur. Yani yaz-kış her zaman kullanın. İşte size bir püf nokta; Zerdeçal karabiber ve zeytinyağı ile birlikte kullanıldığında etkinliği %200 oranında arttırıyor. Haydi şimdi bu üçünü (tek kullanımlık ise zerdeçal ve karabiber çeyrek çay kaşığı kadar ) karıştırın ve salatalarınıza, yemeklerinize ekleyin.

 

1361a5cc-5ad6-4677-8274-d58810f6e3a6Meyve Tüketimi

Bol bol C Vitamini alın! Hep alın, ama bu aylarda daha çok alın. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkili olduğunu unutmayın. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını da engellemektedir. E vitaminin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir. C vitamininin yanında diğer vitaminlerden de yararlanabilmek, bağışıklığı güçlendirmek adına mutlaka en az 2 porsiyon meyve tüketmeyi unutmayın. Ama hemen porsiyonlar hakkında ufak bir bilgi vermek istiyorum; 1 büyük elma yaklaşık 2 hatta belki 3 porsiyona bile denk gelebilir. Yarım portakal, 1 küçük boy mandalina, 1 küçük boy elma, 1 yemek kaşığı kadar kuru üzüm veya yaban mersini bunlar ortalama 1 porsiyondur. Gereğinden fazla meyve tüketimi de kilo artışına sebep olabileceğinden meyveyi dengeli bir şekilde tüketmelisiniz. Meyveyi hem yazın hem kışın mutlaka elinize alın yiyin fakat sıkmayın. Kabuklarıyla beraber tüketmeniz posasından yararlanmanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca meyve suyu içmeniz vitaminlerin kaybolmasına, yeterli oranda posasından yararlanamamanıza ve de daha fazla meyve tüketmiş olacağınız için fazladan kalori almanıza sebep olacaktır. Meyve ve sebzeleri kabuğunu soymadan yerseniz daha fazla antioksidan almış olacağınızı da unutmayın.

propolis-nedir-faydalari-2Bunların haricinde sağlığa pek çok faydası bulunan mucizevi propolisten de gıda takviyesi olarak yararlanabilirsiniz.

 

spor-1Sporun Önemi

Eğer zaten spor yapıyorsanız harika! Tebrik ederim… Ama yapmıyorsanız; dışarı çıkmaya zaman bulamıyor veya spor salonuna gidip spor yapamıyorsanız en azından sabah kalkınca veya gece yatmadan önce 10-15 dakikanızı ayırıp esneme egzersizleri yapsanız bile size faydalı olacaktır.

 

 


antioksidan

Antioksidanlar

4 mevsim antioksidanları mutfağımızdan eksik etmiyoruz. Peki bu antioksidanlar neler? Avokado, pancar,  biber, ıspanak, soğan, elma, kivi, böğürtlen, greyfurt, nar, üzüm, yaban mersini, sarımsak özellikle bu aralar sofralarınızda bulundurabileceğiniz sebze ve meyvelerdir. Ayrıca bitter çikolatanın da antioksidan seviyesi yüksektir. Canınız çok tatlı istediğinde ara öğünlerde 20 gramı geçmeden tüketmenizde hiçbir sakınca yoktur. Meyveler kısmında da belirttiğim gibi meyve ve sebzelerin antioksidanından yararlanmak istiyorsanız mutlaka kabuğuyla beraber tüketin. Özellikle koyu renkli meyve ve sebzelerin antioksidan içeriği çok fazladır.

 

 

d-vitamini-eksikligi-olanlar-bunlari-daha-once-hic-duymadiniz-1499772127322

Sonbahar ve kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini gereksiniminin karşılanamamasını neden olmaktadır. Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamini, güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. Bu nedenle doktorunuzun önereceği miktarlarda (yani gelişigüzel olmamak koşuluyla) vitamin kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra balıkta D vitamini açısından ve omega-3 açısından zengin olduğu için haftada en az 2 kez tüketmenizi tavsiye ederim. D vitamininin yanında kalsiyum tüketimini de ihmal etmiyoruz. Günde en az 3 porsiyon süt ve süt grubu besinleri beslenmemize eklemeyi unutmuyoruz.

 

 

FINDIK VE BİTTERLİ COOKİE

Ara öğünlerinizde çayınıza, kahvenize belki de çocuklarınız için sütün yanında atıştırmalık harika bir alternatif.

Merhabalar, yulaf ezmeli cookie denemelerimde yepyeni bir tarif ile yeniden karşınızdayım. Kahvenin yanında bir tatlı molası vermek için yulaf ile çok farklı tarifler geliştirebilirsiniz, içerisine sevginizide kattınızmı ortaya harika bir sonuç çıkacağına eminim. 

Hazırsanız tarife başlayalım,

 

MALZEMELER:

2 adet yumurta

1 çay kaşığı tarçın

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

1 pkt vanilin (daha doğal olması için vanilya özütünüz varsa onu kullanmanız çok iyi olur)

Yaklaşık 2 su bardağı kadar yulaf (blenderdan çekilmemiş haliyle)

2 adet olgun muz

1 yemek kaşığı  kadar bitter çikolata parçacıkları (evde parçacık değil paket olarak varsa rendeleyebilirsiniz)

10 adet fındık

*İsteğe göre 1 yemek kaşığı kuru yaban mersini

YAPILIŞI:

  • Öncelikle muzu püre haline gelene kadar ezin.
  • Yumurtaları ekleyip iyice çırpın.
  • Yulafı blenderden çekin kabartma tozu, vanilya ve tarçın ile beraber karışıma ekleyin.
  • Bütün malzemeleri karıştırdıktan sonra fındıkları da robottan hafif çekerek bitterlerin bir kısmı ile beraber karışıma ekleyin.(Çikolatanın bir kısmını üzerine serpiştirmek için bırakabilirsiniz)
  • Dilerseniz yaban mersinini de blenderden hafif geçirebilirsiniz.
  • Bütün malzemeleri karıştırınca buzdolabında 10-15 dk bekletin.
  • Fırını 180 dereceye ayarlayın, bu esnada fırın tepsisine kaşık yardımı ile karışımınızdan dökün.
  • Fırında 20 dk içerisinde pişmiş oluyor ama biraz daha çıtır çıtır olsun isterseniz 5-10 dk daha bekletebilirsiniz.

                                                                                                                       Afiyet Olsun….

 

7 Hızlı Kahvaltı Önerisi

Çalışanlar için her güne bir ofis menüsünden sonra sıra geldi kahvaltıya. Kahvaltının önemini artık hepimiz biliyoruz fakat maalesef zamansızlıktan pek çok kişi kahvaltı yapamıyor. O nedenle pratik ama doyurucu bir kaç tarifi sunma vakti geldi diye düşünüyorum 🙂

kızarmış ekmek.jpg

Fıstık Ezmeli ve Meyveli Tost: 2 dilim tam tahıllı ekmeği yağsız tavada biraz kızartın. Üzerine 1 yemek kaşığı kadar şekersiz fıstık ezmesi sürün. Mevsimine göre sevdiğiniz meyveyi üzerine dilimleyin. Besleyiciliğini ve tok tutma özelliğini arttırmak için chia tohumları da serpmenizde fayda var…

smoothie.jpg

Muzlu Smoothie: Smoothie acelesi olanlar için harika bir seçenek diye düşünüyorum. En Favorim ise tabiki muzlu olanı. Muz+badem sütü(normal sütde kullanabilirsiniz) + 6-7 adet badem isteğe göre 1 tatlı kaşığı fıstık ezmesi de eklenebilir. Daha farklı tarifler için buraya göz atabilirsiniz.

                                                  yc1yc1

Çırpılmış/poşe/haşlama yumurta: Kahvaltıların baştacı yumurtayı ister kaynar suya kırıp pişirin, ister kırmadan haşlayın, isterseniz iyice çırpıp tereyağında karıştırarak 5 dakikada uzun süre tok tutucu bir kahvaltı hazırlayın yada göz göz yumurta yapın. Ama üzerine sevdiğiniz baharatları da eklemeyi unutmayın.

 

                                        avokado-yumurta avokado

 

Avokadolu Yumurta: Son zamanlarda çok sıkça duyduğunuz avokadoyu kahvaltına eklemeye ne dersin? Avokadonun tadını sevmeyenler için en önemli olay zamanında tüketmeniz gerektiğidir. Eğer yeterince olgunlaşmamış avokado tüketirseniz tadını beğenmemeniz gayet doğal. Avokadoyu iyice ezip üzerine limon sıkın, biraz zeytinyağını üzerinde gezdirin isterseniz sarımsak da ekleyebilirsiniz işte avokadonuz hazır. Sıra geldi tamamlayıcı bir protein kaynağı ile beraber tüketmeye. Bunun için kahvaltıda en uygun olanı yumurta veya peynir gibi gözüküyor. Peynirle olduğu kadar yumurtayla da son derece uyum içerisindeler diye düşünüyorum ben.

 

egg-muffin

Yumurtalı muffin: Özellikle hafta sonları için harika bir seçenek olduğunu düşünüyorum ancak hafta içi de oldukça pratik bir tarif.Daha önce instagramda da paylaşmıştım. Muffin kabını yağlayıp çırptığınız yumurtayı eşit bir şekilde kaplara paylaştırın. Yumurtanın iyice kabarması için iyice çırpmanızda fayda var dilerseniz sütde ekleyebilirsiniz. İçerisine istediğiniz sebzeleri de ekleyip lezzetine lezzet katabilirsiniz.

 

 

matcha_yogurt_breakfast_bowl_high_res_image_1920x1080

Chia/Yulaf lapası: Hazırlarken en zevk aldığım kahvaltı sanırım bu olsa gerek. Görüntüsü oldukça cezbedici chia ile yoğurdu karıştırın üzerine isterseniz yulafta ekleyebilirsiniz. Tarçın, keten tohumu, badem, ceviz mevsimine uygun meyveleri de ekleyip üzerine hindistan cevizi dökün ve bu harika kahvaltının tadını çıkarın derim. İsterseniz yoğurtla değil sütlede deneyebilirsiniz chiayı. Bunun içinde önceden sütte bekletmeniz gerekiyor geceden chiayı sütte bekletip sabah istediğiniz meyveleri ekleyip tüketebilirsiniz.

42617269cdfdd9f628271ace27b64818

Pek çoğunuzun yulafa karşı antipati beslediğini biliyorum ancak birde lapa haline getirip deneyin derim. Tüketeceğiniz miktarlarda yulaf ile sütü bir kapa koyun üzerine tarçın yada 1 tatlı kaşığı kadar kakao ekleyin ve lapa haline getirin. Bu işlem zatne 5 dakika kadar sürüyor ortalama. Daha sonra siz üzerinizi giyinirken bırakın o biraz soğusun. Soğuyan yulaf lapanızı aynı yoğurtda olduğu gibi dilediğiniz şekilde süsleyin.Afiyetle tüketin. Hemde bu şekilde yaptığınızda daha uzun süre tok tuttuğunu göreceksiniz.

 

 

 

smoothie-bowl

Smoothie Bowl: Aynı smoothie hazırlar gibi meyvelerle beraber yoğurdu/hindistan cevizi süttü yada badem sütünü blenderdan geçiriyorsunuz. Ancak daha lapa bir hal alması için normal orana göre biraz daha az sıvı ürün kullanmalısınız. Üzerine chia tohumu, badem, ceviz biraz meyve ekleyerek harika bir kahvaltı yapın ve meyvelerin enerjisi ile tazelenin diyorum.

Hindistan Cevizi Yağını Evinize Sokmak İçin 10 Neden

Hem cildinize hem sağlığınıza iyi gelecek bu yağı yakından tanımaya ne dersiniz?

hindistanceviziyagi-620x400

Biraz uzun bir aradan sonra artık toparlanma vaktinin geldiğini düşündüm vee işte tekrar buradayım. Yazmayı çok sevsem de konu bulmakta zorlanıyorum maalesef o nedenle böyle ara verme olayları olabiliyor. Neyse geçelim bugünkü konumuza “Hindistan Cevizi Yağı”.

Ben bu yağın besinsel değerlerini vücuda yararlarını elbette biliyordum fakat çok yakın bir arkadaşıma aldığım rimelin gözümden çıkmayışına yakınırken bana Hindistan cevizi yağı ile gözünü temizle en inatçı rimeller bile onunla çıkıyor demesiyle hemen denedim ve sonuç tabiki muhteşemdi.  Sonrada benim canım takipçilerim ve danışanlarımda bu yağın etinden sütünden faydalansın istedim ve başladım yazmaya.

Öncelikle kendi alanımdan başlayıp vücut için yararlarından bahsetmek istiyorum.

  • Hindistan cevizi yağı yüksek ısıya dayanıklıdır. Buda onun çok çabuk bozulmamasını doğal olarak sizlerinde zarar görmemesini sağlıyor. Evde omlet yaparken veya ufak tefek sote yada kızartma işlemlerinizi hindistan cevizi yağı ile yaparsanız çok daha sağlıklı bir besin elde edersiniz.
  • Sağlıklı atıştırmalıklara tat veriyor. Ara öğün niyetine kullanabileceğiniz besinler maalesef bazen tatsız tuzsuz olup bizi çileden çıkarabiliyor. Öyleyse napıyoruz? Yapım aşamasında bir miktar Hindistan cevizi yağı ekleyip hoş bir aroma elde ediyoruz ve yediğimiz besinden zevk alıyoruz.
  • Hindistan cevizi yağı her ne kadar doymuş yağ olsa da oldukça besleyicidir ve orta zincirli yağ asitleri içermesi sayesinde yüksek kolesterolü düşürücü ve metabolizmayı canlandırıcı etkisi bulunmaktadır.
  • hindistan-cevizi-yagi2Ağız bakımında birebir! Evet, Oil Pulling yani yağ çekme; diş ve diş etlerinizi toksinlerden, zararlı bakterilerden arındırmak ve temizlemek hatta beyazlatmak için kullanılan çok eski bir yöntemdir. 1 çorba kaşığı yağı 20 dk ağzınızda çalkalayın. Dişlerinizin arasından geçirin ve ağzınızdaki bütün noktalara temas etmesini sağlayın. Yalnız önemli bir uyarı! Dikkat edilmesi gereken nokta bu yağın asla yutulmaması gerektiğidir. Çünkü bu çalkalama esnasında antibakteriyel etkisi ile bütün mikroplar toplanmış olacaktır takdir edersiniz ki o şekilde bir yağı yutmak çok da sağlıklı olmayacaktır.
  • Hindistan cevizi yağı antimikrobiyal, antibakteriyal ve antioksidandır. Bakteri ve mantar oluşumunu önlediği gibi serbest radikallere karşıda savaşır.

 

Ufak bir hatırlatma yapıp güzellik ipuçlarına geçiyorum. Hindistan cevizi yağı oda sıcaklığında hafif katı bir kıvamdadır. Soğuk sıkım bir yağdır. Ancak elinize bir miktar aldığınızda hemen eriyecektir. Aldığınız Hindistan cevizi yağının oda sıcaklığında hangi formda olduğuna dikkat ederek almanızı tavsiye ederim.

  • En kaliteli makyaj temizleyicilerinizi bir kenara hindistan cevizi yağınızı bir kenara koyun hatta diğerlerini sonsuza kadar kaldıradabilirsiniz 🙂   En zor çıkan makyaj ürünlerini hatta waterproof rimelleri yada uzun süre kalıcı rujları bile çok rahat ve hiç zarar vermeyecek şekilde temizliyor. Üstelik tamamen doğal bir ürün kullandığınız için (alerji durumu yoksa) cildinize yada gözlerinize zararda vermiyor.
  • Kuru bir cildiniz varsa hiç çekinmeden nemlendirici olarak bir miktar hindistan cevizi yağını cildinize veya vücudunuza uygulayabilirsiniz. Ayrıca tahriş olmuş kızarmış ciltlere de iyi gelecektir.
  • hindistan-cevizi-yağı-saç-maskesiYumuşacık saçlar istiyorsanız doğru adrestesiniz duştan önce saçınıza farklı malzemelerle de karıştırıp maske şeklinde uygulayabileceğiniz gibi duş esnasında saç kremi yerine de kullanabilirsiniz. Üstelik şekil almayan kıvırcık saçlarınız varsa buklelerinizi belirginleştirmek içinde bu yağdan saçınızı kuruladıktan sonra şekil vermek için az miktarda kullanabilirsiniz.

 

 

  • Hindistan cevizi yağını deodorant gibi kullanabilirsiniz. Sadece koltukaltına değil ayaklarınıza da bir miktar sürerek oluşabilecek kötü kokuyu önleyebilirsiniz. Aynı şekilde dişlerinizi fırçalamadan önce veya fırçalama esnasında da yine bu yağdan faydalanırsanız oldukça ferah bir koku bırakacaktır.
  • Manikür hastalarına da müjde 🙂 Hiç zarar vermeden tırnaklarınızdaki kütikül tabakayı itmek için vede çabuk kırılan tırnaklarınız varsa tırnaklarınızı güçlendirmek için bu yağı mutlaka denemelisiniz.

Bu kadar mı diyorsanız eğer tabiki bu kadar değil ama bilmeniz gereken belli başlı faydalar bunlardır. Bence hem cilt hem vücut sağlığınızı korumak için sadece bu 10 madde bile hindistan cevizi yağını evinize mutlaka almanız için yeterli olacaktır.

 

Muzlu Yulaflı Muffin

unsuz, şekersiz harika bir tatlı isteyenlere…

IMG_20160611_213049Ramazanın gelmesiyle beraber iftardan sonra tatlı krizleri başladı 🙂 E tabi bende boş durmadım sizin için güzeeel tarifler ayarladım. Üstelik bu tariflerin hiç birinde un veya şeker yok. Hatta tatlandırıcı kullanmanıza bile gerek kalmayacak. Hazırsanız ilk tarife geçelim. İlerleyen zamanlarda diğer tarifleri de denedikçe buradan ve instagramdan paylaşım yapacağım…

Malzemeler:

1 bardak çekilmiş yulaf ezmesi

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

1 tutam toz tarçın

2 yemek kaşığı ezilmiş muz

2 yemek kaşığı süzme yoğurt

1 yumurta

2 kaşık süt

Damla bitter çikolata

*isteğe göre vanilya aroması eklenebilir

Yapılışı:

Önce yulafı, tarçını, kabartma tozunu karıştırın. Başka bir kapta yoğurdu, yumurtayı, muzu ve sütü iyice karıştırdıktan sonra yulaflı karışımı ekleyin. Hafif akışkan bir karışım elde edince karışımı muffin kaplarına paylaştırın… Bitter çikolataları ister üstlerine ekleyin ister içine ekleyin seçim size kalmış. Ben çok az miktarda içine ekleyip daha çok üstüne ekledim.  Mikrodalgada 1 dakikada pişirebileceğiniz gibi fırında da 10- 15 dakika da pişirebilirsiniz o yüzden dikkatli olun başından ayrılmayın fazla 🙂

 

Biliyorum şuan bunun kaç kalori olduğunu düşünüyorsunuz, kaloriye takılmamak gerektiğiniz yüzlerce kez söyleyen biri olarak sütlü yada şerbetli tatlılardan kat kat daha düşük kalorili ama onlara göre daha kaliteli bir tatlı olduğunu belirtmemde fayda var.

Yapanların yorumlarını bekliyorum…

                                                                                                                            Afiyet Olsun…

 

Gıda Katkı Maddeleri

Etiket okuma alışkanlığını kazanmanız için çok büyük bir nedeniniz var.

Woman checking food labelling in supermarket

 

Sağlıklı beslenmek adına çabalıyor fakat bir sonuç elde edemiyor musunuz? Tamamen sağlıklı olduğunu düşündüğünüz pek çok gıdanın içerisinde hangi kimyasallar var hiç düşündünüz mü? Çocuğunuza verdiğiniz hazır meyveli yoğurtlar, kakaolu sütler ve paketlenmiş diğer ürünler ne gibi tehlikeler içeriyor farkında mısınız? Kendinizin veya çevrenizdekilerin sağlığını düşünürken bir yerlerde hatta en temellerde sağlam olmayan birkaç taş olabilir. Şimdi bunları hep beraber inceleyelim.

 

Gıda katkı maddeleri:

  • Koruyucular
  • Gıdanın dokusunu, hazırlanma ve pişme özelliğini iyileştirenler
  • Aromayı ve rengi geliştiriciler
  • Besin değerini koruyucu, geliştiriciler

 

Şeklinde gruplandırılabilirler. Her bir grupta farklı katkı maddeleri kullanılmaktadır. Gıda katkı maddelerinin kullanım amacı çok çeşitli sebeplerle olmaktadır ve genel başlıklar yukarıdaki 4 madde ile belirtilmiştir. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim:

 

Koruyucular:

 

Sodyum Sülfitler ve Sodyum Nitrat

Etiketlerde E250 koduyla yer alan raf ömrü uzatıcı koruyucu madde işlenmiş et ürünlerinin (şarküteri) vazgeçilmezi. Özellikle çocukların bolca tükettiği tost, pizza gibi ürünlerde kullanılan sosis, salam, sucuk, pastırma gibi işlenmiş etlerde bulunur. Hazır baharat ve köfte karışımlarında da bulunur. Aynı zamanda gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında da kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde de bulunurlar.

Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen kanser oluşturucu kimyasalların oluşumuna yol açarlar. Sülfit duyarlılığı olanlarda baş ağrısı, nefes problemleri, kaşıntı yaratır. Nadir Pankreas kanserini yüzde 67, lösemi riskini yüzde 700 oranında arttırırlar. Başta kolon kanseri olmak üzere her çeşit kanseri tetikler. Çocuklarda beyin tümörü oluşumuna sebep olabilmektedir. Bu nedenle özellikle cenin, bebek ve çocuklar için tehlikelidir.

Bu zararlar E220, E222, E223, E224, E225 ile E249, E251, E252 diye belirtilen kodlar için de geçerlidir.

 

Benzoatlar 

Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır. Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak şeker gibi gıda ürünlerinde, eczacılıkta ağız yoluyla alınan birçok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma, sinirsel bozukluğa ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir ve astımı ağırlaştırabilir.

 

Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.

 

E310 Propyl Gallate

Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır. Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.

 

E320 BHA ve E321 BHT

Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır. Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Bebe mamalarında izin verilmemiştir. Alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, estrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir.

 

Gıdanın dokusunu, hazırlanma ve pişme özelliğini iyileştirenler:

 

Trans Yağ

Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, hazır köfte, çikolata, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, pizza hamuru, gofret, cips, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ürünlerin raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.

Trans yağ, kötü kolesterol (LDL) seviyesini yükseltir. Kalp krizi, kalp rahatsızlığı ve inme riskini ciddi ölçüde arttırır. Trans yağlar bağışıklık sistemini zayıflatır, insülin direncini arttırır, karaciğeri ve üreme sistemini etkiler. Gebelerde düşüğe, doğum ağırlığına neden olur ve anne sütünün kalitesini bozar. Hücre zarına da zarar verir.

Gıda etiketlerinde “hidrojenize yağ” içerdiği belirtiliyorsa bunun anlamı trans yağ içerdiğidir. Yani bu yazıyı gördüğümüzde elimizdeki ürünü rafa geri bırakıyoruz.

 

E924 Potassium Bromate

Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacım artırmak ve daha güzel ekmek içi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır. Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında bütün dünyada yasaklanmıştır. Bazı un üreticileri, irmik altı diye adlandırılan kalitesiz unlara kanserojen etkisi yüzünden katılması yasak olan benzol peroksit ve potasyum bromat gibi bazı katkı maddelerini ekleyerek, rengini beyazlatıyor ve ekmeklik unmuş gibi fırınlara pazarlıyor. Beyaz ekmekten uzak durmanız için artık geçerli bir sebebiniz daha var.

 

Aromayı ve Rengi Geliştiriciler:

İşte en tehlikeli yerlerden birine geliyoruz. “Light” adı altında tükettiğiniz pek çok ürünün sağlığınızı nasıl tehdit ettiğine yakından bakalım:

 

aspartam-nelerde-varAspartam (Nutrasweet, Equal) E951

Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili gıdalarda kullanılmaktadır. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdiğini ortaya koymuştur. Suni tatlandırıcılar gıda değil kimyasaldır. Tüm diğer gıda ve gıda katkı maddelerinin toplamından daha fazla yan etkisi vardır.

Özellikle aspartama duyarlı bireylerde daha yoğun bir şekilde belirti verir. Baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, eklem ağrısı, bulantı, uyuşukluk, kas spazmları, şişmanlık, depresyon, korku atakları, huzursuzluk, konvülsiyon, uykusuzluk, görme kaybı, işitme kaybı, kulak çınlaması, yorgunluk, tat kaybı, Parkinson, çarpıntı, nefes darlığı, cilt döküntüleri, MS (Multipıl Sıkleroz) gibi hastalıkların yanı sıra beynin işleyiş sürecini yavaşlatır, kanseri tetikler.

Özellikle zayıflamak için suni tatlandırıcı kullananların bilmesi gereken önemli bir etki de metabolizmayı yavaşlatarak aslında daha fazla yağ biriktirmeye neden olması. On binden fazla gıda maddesinde kullanılıyor.

 

E950 Acesulfame-K 

Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlıdır. Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılmaktadır. Herhalde kanserojen etkisinin olduğunuda ekstra belirtmeme gerek yoktur.

 

Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu :

Ketçap, krema, soda, kola, gazoz, şekerleme, hazır çorba, çikolata, gofret, puding, hazır kek gibi özellikle çocukların sıkça tükettikleri gıda değeri olmayan besinlerde bolca kullanılır. Bazı çalışmalar, yüksek fruktozlu mısır şurubuna intoleransı olan insanlarda kronik karın ağrısı ve diğer sindirim bozuklukları ortaya çıktığını göstermiştir. Bunun yanı sıra diyabete, kansızlığa ve obeziteye davetiye çıkarıyor.

 

Gelelim tükettiğimiz hazır gıdalar arasında en kötü etkili lezzet arttırıcıya:

Monosodyum Glutamat (MSG) ya da E621

MSG hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, BÜTÜN CİPSLER, gofretler ve bazı soya soları gibi pek çok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet arttırıcı bir eksitoksindir. Eksitoksin, hücreleri aşırı uyarır. Bu da hassas sinir hücrelerin zarar görmesine ve ölmesine neden olur.

 

Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları, sara (epilepsi), retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı), yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, büyüme hormonu baskılanması, pankreas hasarı, ensülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet; ayrıca böbrek ve karaciğerde hasar yaratır. Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüste sıkışma, boyun arkasında yanma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Etiketlerde glutamin, glutamat, MSG ve monosodyum glutamat olarak yer alan bu zehir, tatlı-tuzlu her türlü yiyeceğin lezzetini arttırdığı için gıda üreticileri tarafından bolca kullanılıyor.

 

Gelelim işin renklendirme kısmına:

Yapay gıda renklendiricileri çocuklarda davranış bozukluklarına ve önemli ölçüde IQ seviyesinin düşmesine yol açıyor. Hazır gıdalarda bol bol kullanılıyor. Meyve ezmelerinde, gazlı içeceklerde, hazır pudinglerde, toz kremalarda, çorbalarda, soslarda, dondurmada, tatlılarda, sakızda, jellerde, marmelatlarda, meyveli yoğurtlarda, reçellerde, ketçap, mayonez hardalda ve hatta sucuklarda bile (ev yapımı sucuk kahverengi iken marketten aldığınız sucuk nasıl iştah açıcı bir şekilde kırmızı olabiliyor?) bu tür boyalar bulunuyor.

İşte sıklıkla tükettiğiniz, sizi günden güne kansere sürükleyen gıda boyaları:

101798

Sunset yellow (E110)

Tartrazin ( E102)

Karmoisine (E122)

Panceau (E124)

Quinoline (E104)

Allura red (E129)

Sodyum Benzoat (E211)

E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)

E127 Red 3(Erythrosine)

 

Bu belirttiğim kodlara sahip renklendiricilerin bir kısmı Norveç, Avusturya, İsviçre, Almanya ve Amerika gibi ülkelerde yasaklanmıştır. Yan etkileri hemen hemen aynıdır. Tiroid kanseri, kurdeşen dökme ve astım atakları, hipertroidi, alerji, hiperaktivite gibi belirtiler vermektedir.

 

İşte gördüğünüz gibi etiket okumak sadece kalori değerine bakmakla olmuyor. Her zaman söylüyorum kalori değil içerik önemlidir diye. Tükettiğiniz besinin içeriğini bilin, daha çok doğal beslenmeye çalışın. Marketlerden hazır meyveli yoğurtları sizde yemeyin çocuklarınıza da yedirmeyin 1 dakikanızı ayırıp meyveyi kendiniz ekleyin yoğurdunuza kimsenin hayatını tehlikeye atmayın. Paketli gıdalar kilo almanıza sebep olduğu gibi sağlığınızı da son derece önemli bir şekilde etkiliyor. Bir an önce etiket okuma alışkanlığı kazanmanız çok önemli tehlikeli olduğunu düşündüğünüz maddeleri mümkün olduğunca kullanmamaya çalışın. Nadir durumlarda yani ayda yılda bir dediğimiz zamanlarda tüketmeniz daha sağlıklı olacaktır.