NOT ALARAK ZAYIFLAYIN

Kendinize bit beslenme günlüğü tutun. Herşeyi; yediklerinizi, içtiklerinizi, duygu ve düşüncelerinizi, fiziksel aktivitelerinizi not alın. Emin olun çok daha rahat bir şekilde form tutmaya başlayacak ve kendinizi çok daha rahat kontrol edebileceksiniz.

fitnessplani_450Bugün çok duyduğunuz ama uygulamaya başlamadığınız veya uygulamaktan sıkıldığınız bir konu hakkında konuşmak istedim. Gün içerisinde yapacağımız işleri unutmamak için, alışveriş listesi hazırlamak için, kendimiz motive etmek için vs pek çok konuda not alıyoruz. Bu sefer bir farklılık yapıp yediklerinizi not alın. Kendinize bit beslenme günlüğü tutun. Herşeyi; yediklerinizi, içtiklerinizi, duygu ve düşüncelerinizi, fiziksel aktivitelerinizi not alın. Emin olun çok daha rahat bir şekilde form tutmaya başlayacak ve kendinizi çok daha rahat kontrol edebileceksiniz.Peki bunun size faydası ne olacak?

Öncelikle sağlıklı beslenmenin yada zayıflamanın temel kuralı ne yediğinizi bilmektir.Eğer “Yaa ben dün akşam ne yediğimi bile hatırlamıyorum” diyorsanız işte belkide en büyük sorun burada başlıyordur. Pek çok danışanım ikinci haftada şunu söylüyor: “Ben aslında mutfağa girip çıkıp farkında olmadan ne çok şey yiyormuşum…”İlk görüşmeye geldiklerinde aslında çok yemediklerini söyleyen bu danışanlarım sürekli ufak atıştırmalıklar yaparak aslında gün içerisinde farkında olmadan çok şey yiyorlarmış. Peki ya sizde öyleyseniz?

Gün içerisinde arkadaşınızın tabağından, onun kıyısından, bunun ucundan derken belkide farkında olmadan çok fazla şey yiyorsunuzdur. Alın elinize bir kağıt kalem başlayın yazmaya. Ama bunu günün sonuna bırakmayın. Yedikçe bir yerlere not alın. Bu telefonunuzu olabilir mini bir notebook olabilir, okul defterinizin arka sayfaları olabilir ama mutlaka bir yere yediklerinizi not edin.

online-diyet-güvenli-alışveriş-525x350Gün içerisinde düzenli olarak bir defter taşıyamayabilirsiniz ama teknoloji çağında yaşıyoruz akıllı telefonlarınıza o an yediklerini not edip daha sonra bu iş için edindiğiniz bir deftere hepsini düzenli bir şekilde geçirebilirsiniz. İçtiğiniz su miktarından tutun, ufak tefek göze batmayan atıştırmalıklarınıza kadar not edin.

 

Kendi düşüncelerinizide gün sonuna ekleyin. Nasıl hissettiğinizi, o günkü ruh halinizi, eğer yaptıysanız fiziksel aktivitelerinizide gün sonuna ekleyin bir nevi rapor tutuyormuş gibi düşünün.

Peki bu benim ne işime yarayacak? Öncelikle yukarıda da bahsettiğim gibi “farkında olmadan” yemek yiyor olabilirsiniz ve bu yedikleriniz de size kilo aldırıyor olabilir. Çoğu zaman hepimiz acıktığımızı hissettiğimizde mutfağa gidip buzdolabını açıp boş boş bakarız, gözümüze birşey kestirip yeriz veya o an tezgahta duran birkaç badem yada leblebiyi hoop mideye indiririz. İşte bunlar bu şekilde toplanınca gözünüze o an fazla gelmesede gün sonunda ek olarak fazladan kalori alıyor olabilirsiniz.

İkincisi duygusal durumunuza göre besleniyor veya yediklerinize göre duygu değişimi yaşıyor olabilirsiniz. Örneğin çok basit bir davranış biçimi olarak; stresliylen tatlı tüketimine saldırılır, sonrasında pişman olunur bu seferde pişman olunduğu için tekrar kaçamak yapılır. Bu şekilde kısır döngüye girmemek için yediğiniz besinlerden aldığınız mutluluğu veya sonrasında duyduğunuz huzursuzluğu not alın böylece kaçamak yapmadan önce bunu görerek sık sık kaçamak yapmanızı engellemiş olucaksınız.

Üçünsüsü size yarayan besinleri keşfedebilirsiniz. Bildiğiniz gibi bağırsak hareketleri zayıflamanın ve kilo almanın en temel sebeplerinden. Bağırsağımız bizim ikinci beynimiz. O gün tüketmiş olduğunuz besinler sizde kabızlık yapıyor olabilir veya tam tersi sizi daha çok rahatlatıyor olabilir. Not tuttuğunuz zaman size neyin yaradığını daha kolay bulacağınız için bunun üzerinden gidip metabolizmanızı rahatlatabilirsiniz.

1 haftanın sonunda açıp tüketimlerinize baktığınız zaman farkında olmadan yediğiniz pek çok besini görebilirsiniz veya tam tersi not tuttuğunuz için o besinleri tüketmekten kaçınabilirsiniz. Kendi kendinize bu şekilde sürekli yaptığınız kaçamakları engelleyebilirsiniz.Daha çok kilo verdiğiniz haftalara geri dönüp size nasıl bir beslenme tarzının yaradığını bulabilir bunun üzerinden ilerleyebilirsiniz. Her insanın metabolizması farklıdır. Kendi vücudunuzu keşfetmeniz daha sağlıklı bir yaşam sürmenize yardımcı olacaktır.

Günlük su tüketimlerinizi mutlaka günün sonuna ekleyin. Günlük su tüketiminiz yetersiz ise yatmadan önce 1 bardak daha su içmeyi ihmal etmeyin.

 

PROBİYOTİKLER

Bazı insanlar vardır;hayatınız güzelleştirir, cana yakındır, sizi olası bütün kötü şeylerden elinden geldiğince korur… Bazı insanlar vardır; siz daha arkanızı dönmeden kuyunuzu kazmaya başlarlar, arkanızdan iş çevirirler, tüm kötülükleri size yönlendirirler baktığınız zaman ikiside insandır ama karakterleri tamamen farklıdır işte bakterilerde aynı bu şekilde kimi bakteriler sizi hasta eder, besinleri bozar. Kimileri sizi hastalıktan da korur; yediğiniz, içtiğiniz bazı besinlerin de oluşumuna yardımcı olur. İşte probiyotik tamda böyle bir şeydir.

   Bilimsel konuşacak olursak; Probiyotik “YAŞAM İÇİN” anlamı taşıyan Yunanca kökenli bir kelimedir. Sindirim sisteminde yeterli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan canlı mikroorganizmalar ve/veya bileşenleri tanımlamaktadır. En önemli probiyotikler, Lactobacillus ve Bifidobacterium türleridir. Bağırsakta bakteri dengesinin korunmasına yardımcı olan bu mikroorganizmalar, özellikle stres veya hastalık nedeniyle denge bozulduğunda ve antibiyotik kullanımından sonra bağırsaktaki bakteri yoğunluğu azaldığında önem taşımaktadır.
Prebiyotik ise daha farklıdır ve bunlar sindirilemeyen gıda parçalarıdır ve faydalı bakterilerin kalın barsakta üremesini sağlar. Prebiyotik ve probiyotikler bir arada olursa bunlara sinbiyotik adı verilir.  Probiyotikler bağışıklık sisteminin iyi çalışması, bakterilerden korunma, gıdaların sindirimi ve emilimi için gereklidir. Bu bakteriler vücutta bir denge halinde bulunurlar. Kullanılan antibiyotikler, vücuda giren diğer bakteri, mantar ve parazitler bu dengeyi bozabilir. Prebiyotiklere ise probiyotiklerin besini diyebiliriz.
Probiyotik ve Prebiyotiklerin Faydaları Nelerdir?
 
Yukarıda probiyotik ve prebiyotiklerin ana faydaları hakkında biraz bilgi verdim fakat probiyotiklerin faydaları bunlarla sınırlı değil. Probiyotik bakterilerin canlı hücrelerinin barsaklarda bulunmaları halinde, bağışıklık sistemini uyardıkları ve kuvvetlendirdikleri belirtilmiştir. Gıdaların sindiriminde bağırsaklara yardımcı olurlar ve sağlıklı bir metabolik aktivitenin oluşmasını sağlarlar. Bu şekilde beslenmeye ve büyümeye yardım ederler. Bağırsaklarda selüloz ve diğer sindirilemeyen gıda bileşenlerini parçalayarak sindirim sistemine yardımcı olurlar. Yeni doğanlarda; antibiyotik kullanımında veya günlük yaşamın getirdiği koşullara bağlı olarak bozulan bağırsak mikroflorasının oluşmasına yardımcı olurlar. İstenmeyen bakterilerin, mayaların ve küflerin çoğalmasını kontrol altında tutarak bağırsak mikroflorasının bozulmasını engellerler.
Bifidus regularis, Lactobacillus bulgaricus, Lactobacillus acidophilus ve laktik asit bakterileri doğal olarak bağırsakta bulunan yararlı bakterilerin en yaygın çeşitleridir. Bu bakteriler, vücut içindeki zararlı bakterilerin çoğalmasını durdurmaya yardım eder. Ayrıca ishal, mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, hazımsızlık, irritabl barsak sendromu ve diğer bağırsak sorunları önlemeye yardımcı olurlar..
Probiyotikler sadece bağırsak ve sindirim sistemi üzerine etkili değildir; yiyeceklerdeki vitamin ve minerallerin emilimini arttırır. Bu bakterilerin ürettiği vitaminlerin en önemlileri, tioamin (B1), riboflavin (B2), piridoksin (B6) ve naftokinin (K)dır. Probiyotikler, hastalık sonrası hızlı iyileşmeyi sağlarlar. Bunlar mantar enfeksiyonlarının belirli türleri için büyük iş yaparlar. Önemli ölçüde alerjik reaksiyon riskini azaltırlar ve aynı zamanda solunum yolu enfeksiyonlarının gelişme riskini düşürürler. İdrar yolu enfeksiyonlarıyla mücadele etmeye yardımcı olurlar. Son yıllarda yapılan bir araştırmada normal bağırsak florası olmayan farelerde ciddi davranış bozuklukları saptanmıştır. Aynı araştırmada çeşitli nörokimyasal bozuklukların bu davranış değişikliklerine eşlik ettiği gözlenmiştir. Yani probiyotikler psikolojik sorunların tedavisinde de kullanılmaktadır.
“Bağırsaklar bizim ikinci beynimizdir” .
 
Modern tıbbın kurucusu Hipokrat “Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar. Bağırsak hasta ise vücudun geri kısmı da hastadır.” demiştir.
Peki Bu Probiyotikler Hangi Besinlerde Bulunuyor?
Probiyotikler, yoğurt ve diğer fermente gıdaların içeriğinde bulunmaktadır. Özellikle kefir, probiyotik içeriğiyle dikkat çeken doğal bir besindir. Bunun haricinde Probiyotikler; yoğurt, kefir, süt asidi, süt yağı, ekşi krema ve eski peynirlerde bulunur. Bir yiyeceğin probiyotik içerip içermediğini anlamak için paketin üzerinde yazan ‘’Canlı ve Aktif kültürler’’ yazısına dikkat etmelisiniz. Son yıllarda gıda endüstrisindeki gelişmeler neticesinde; içeceklere, bebek mamalarına ve tablet ya da kapsül şeklindeki supplamentlere (besin desteği) probiyotikler ilave edilerek, besinler zenginleştirilmektedir.
Prebiyotiklerin en iyi kaynakları; asparagus, muz, soğan, sarımsak, pırasa, kepekli buğdaylar, yulaf, keten,yer elması, kuşkonmaz, soya fasulyesi ve arpadır. Prebiyotikler makarna, tahıl barları, yoğurt ve lor peynirine de eklenebilir. Ayrıca, inulin (bir çeşit lif), maltodextrin ve dayanıklı nişasta gibi besin içerikleri, prebiyotik rolü üstlenebilir.
Probiyotiklerin Zararları var mıdır? Ne sıklıkla Kullanmalıyız?
 Probiyotiklerin bilinen bir zararı yoktur . Ancak yeteri kadar tüketilmelidir. İntestinal floranın probiyotik bakteri tüketimiyle desteklemesinin sağlık üzerindeki olumlu etkileri uzun yıllardır bilinmektedir. Bu doğrultuda yapılan araştırmalarda; daha sağlıklı bir yaşam sürmek, vücut direncini artırmak, intestinal düzensizliklerle ve hastalıklarla mücadele etmek için probiyotik tüketiminin gerekli olduğu klinik deneylerle ispatlanmıştır .  Probiyotikler, yaşamın her döneminde kullanılabilir. Sadece ihtiyaç olduğu durumda kullanmak her zaman faydalı olmayabilir: Probiyotikler ilaç değil, fonskiyonel yiyeceklerdir. Düzenli kullanımda ancak etkisini gösterir. Probiyotik besinleri prebiyotik besinlerle beraber tüketmek daha etkili olacaktır.
Probiyotik Seçerken Dikkat!
 
İçerdiği canlı mikroorganizma sayısı önemlidir. Bu tip ürünleri satın alırken son kullanma tarihine dikkat etmek gerekir. Çünkü son kullanma tarihinden sonra, canlı kalabilen bakteri sayısı azalır. Bu da ürünün probiyotik etki göstermesini engeller.

 

Ufak bir hatırlatma: Zayıflama programında olan bireyler bu tip ürünleri alırken meyveli olanları tercih etmemeli onun yerine sade alıp meyveyi üzerine kendiniz eklemelisiniz.